Page 14 - Tarih ve Düşünce_64
P. 14
Siyonist enternasyonal!Sebil Tarih
Müslüman imanının temel esaslarından olan bütün peygamberlere inanma ve
aralarında tefrik gözetmeme vecibesinin bizdeki tezahürü de çok farklıdır.
Doğan on çocuktan mutlaka bir kaçının ismi İbrahim, Isa, Musa, Yahya, Harun,
Adem, İdris, Nuh; Meryem, Havva, Asiye vs.dir.
Her namazın içinde, her duanın evveli ve ahirinde onlara selam ve rahmet niyazı
vardır.
Sözün burasında tarihi bir anekdotu hatırlayalım:
Serkeş bir Yeniçeri, Mişon efendiyle karşılaşınca ani bir hamle yapıp boğazına
sarılmış.
Korkudan gözleri fal taşı gibi açılan Mişon efendi:
"Bre naporsun? Suçum ne?" diye feveran edince, Yeniçeri:
"Senin kavmin, İsa Efendimizi çarmıha vurmadı mı?" diye gürlemiş.
Mişon efendi:
"Ooo be kuzum. O taa milattan biraz sonraydı!" deyince bizim Yeniçeri:
"Olsun. Ben yeni duydum!" demiş.
Yarı gerçek yarı değil; lâkin tam, bâlâda izaha çalıştığım bize has gerçeği aksettiren bir
nükte.
Bütün bu sözleri bir yere bağlamak istiyorum.
Son günlerde Batıda, Alemlerin Efendisini hedef alan tahkir harekâtı dünyadaki
bütün Müslümanları dilhun eyledi. Diplomatik skandallara ve manevralara sebebiyet
verdi. Her kalem bu hususta bir şeyler dizdi. Her ağız konuştu. mfatihcan@tarihdusunce.com
Benim dikkat çekmek istediğim tarafı biraz farklı.
"Sizin hayır bildiklerinizde şer, şer bildiklerinizde hayır vardır" hikmeti özellikle ahir
zaman gelişmelerinde çok sık tecelli etmeye başladı.
İslâmî ve Müslümanları hedef alan her kürevi komplo, Müslümanlığı ve ona ait
değerleri, mutaassıp ve bu hususta cahil Batı insanının gündemine taşıyor.
Ortaya atılan hezeyanlar fevkalade istifadeli tartışmalara sebep oluyor.
Kendi içlerindeki sağduyulu aydınlar ve özellikle İslamla müşerref olmuş münevver
leri (ki Batıda İslâmî bulma noktasında en verimli zemin entelijansiyaya aittir) medlul ve
mukni fikirlerini serdetme imkanı buluyor. Ve bu gelişme Batı dünyasına, sayıları hızla
artan mühtediler kazandırıyor. Yakın tarihli bir gazetede okumuştum. Amerika'da yaşayan
bir Türk hanımın sadece Kur'an-ı Kerim'deki "Meryem Suresi'ni Hristiyanlara anlattığı
konferansları, salonları hınca hınç dolduruyormuş ve ona; "siz gerçek bir Hristiyan
olmalısınız! Sahi Müslümanlıkta bizim Meryemimiz böyle mi anlatılıyor?.." diye hayret
ve hayranlıkla mukabelede bulunuluyormuş. Bu fırsat da 11 Eylül komplosundan sonra
ortaya çıkmış.
Öbür yanıyla bu komplolar; nicedir atalet içerisinde hımbıllaşan ve dahili tefrikalarıy
la zaman ve enerji kaybeden İslam alemini sarsıyor, kendine getiriyor. İmani reflekslerine
antrenman veriyor. Her seviyeden insanını, kendi imkanlarını harekete geçirmeye
sevkediyor. Tam da burada Ziya Gökalp'in bir şiirini zikretmeden geçmeyelim:
"Vur eski kölesi utandır onu!
Bırakma uyusun, uyandır onu!
Bu kürevi komplonun kanaatimce görülmesi gereken bir yönü daha var: Varlığını arz
üzerindeki mileli muhtelifenin aralarındaki mütemadi ihtilaf ve kavgalarına bağlı gören
Bu cephe iyi izlenmeli ve dikkatli olunmalı.
Hristiyan dünya ile İslam alemi beyninde cereyan edecek teyakkuz durumu, derin
leşecek düşmanlık hisleri, Siyonizmin ve yavrusunun besleneceği en müsait vasat olacak
tır, tarihte de böyle olmuştur. İsrail'in Filistin topraklarında kurulabilmesi için iki dünya
savaşı gerekmiştir. Bu gelişmelerin açığa çıkardığı bir gerçek daha vardır ki onunla sözü
bağlayalım.
Müslüman coğrafya başsızdır. Onu her gözüne kestirene cüret veren bu fiili durum,
vehametini hissettirir olmuştur. Üzerinde düşünülmelidir...

